MÜMİN SURESİ (Resmi Mushaf : 40 / İniş Sırası : 60)

MÜMİN SURESİ (Resmi Mushaf : 40 / İniş Sırası : 60) Meali

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

1. Ha, Mim.

2. Bu kitabın indirilişi, Aziz ve Alim olan Allah’tandır.

3. Ğafir’dir, günahı affedendir. Tövbeyi kabul eden, azabı çetin, lütfu bol olandır O. İlah yoktur O’ndan gayrı. Yalnız O’nadır varış ve dönüş.

4. Allah’ın ayetleri hakkında, küfre sapmış olanlardan başkası çekişip didişmez. Onların beldelerde dolaşıp durmaları seni aldatmasın.

5. Onlardan önce Nuh kavmi yalanlamıştı. Onlardan sonra gelen oymaklar da. Her ümmet kendilerine gelen elçileri yakalamak için uğraştı. Ve hakkı işlemez kılmak için yanlışı / tutarsızlığı esas alarak mücadele ettiler; nihayet onları yakaladım. Nasıl olmuştu azabım?!

6. İşte böyle! Rabbinin, nankörlüğe sapanlar hakkındaki, “onlar ateş yaranıdır” sözü tam gerçekleşti.

7. Arşı yüklenip taşıyanlar ve onun çevresindeki şuurlular Rablerinin hamdi ile tespih ederler ve ona inanırlar. İman sahipleri için de şöyle af dilerler: “Rabbimiz! Sen herşeyi rahmet ve ilim halinle kuşattın. Tövbe edip senin yoluna uymuş olanları bağışla. Ve onları cehennem azabından koru.”

8. “Ey Rabbimiz, onları kendilerine vaat etmiş olduğun Adn cennetlerine koy. Atalarından, eşlerinden, zürriyetlerinden hayra ve barışa yönelenleri de. Aziz ve Hakim olan, hiç kuşkusuz sensin, sen!”

9. “Koru onları kötülüklerden. O gün kötülüklerden koruduğuna mutlaka rahmet etmişsindir sen. İşte budur o en büyük kurtuluş ve eriş.”

10. Küfre batmış olanlara şöyle haykırılır: “Allah’ın öfkesi, sizin kendi benliklerinize öfkenizden elbette ki daha büyüktür. Hani siz imana çağrılıyordunuz da inkar ediyordunuz!”

11. Dediler: “Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir yol daha var mı?”

12. Bu halinizin sebebi şu: Allah’a, yalnız O’na çağrıldığınızda inkar etmiştiniz. O’na ortak koşulduğunda ise iman ediyordunuz. Artık hüküm o en yüce, o en büyük olan Allah’ın…

13. O odur ki size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten bir rızık indiriyor. O’na yönelenden başkası öğüt alamaz.

14. Kafirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız O’na özgüleyerek, Allah’a dua edin.

15. O Refi’dir, dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için emrinden olan Ruh’u kullarından dilediğine indirir.

16. O gün onlar ortaya çıkarlar. Hiçbir şeyleri Allah’a gizli kalmaz. Kimindir bugün mülk / saltanat? O Vahid ve Kahhar olan Allah’ın!

17. Bugün her benlik kazandığıyla cezalandırılır. Zulüm yok bugün! Allah, hesabı çabucak görür.

18. Onları, yaklaşan felaket gününe karşı uyar. Yürekler gırtlaklara dayanmıştır; habire yutkunurlar. Zalimlerin ne bir dostu vardır ne de sözü dinlenir bir şefaatçıları.

19. O bilir gözlerin hain bakışını ve göğüslerin sakladığını.

20. Allah, hak ile hükmeder. O’nun dışında yakardıkları ise hiçbir şeyle hükmedemezler. Allah’tır mutlak Semi’, mutlak Basir…

21. Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonları nice olmuş görsünler? Onlar, hem kuvvetçe hem de yeryüzündeki eserler bakımından bunlardan daha zorlu idiler. Ama Allah onları günahları yüzünden yakaladı. Ve Allah’a karşı bir koruyanları da olmadı.

22. Sebep şuydu: Resulleri onlara açık-seçik mesajlar getirirdi de onlar inkar ederlerdi. Sonunda Allah hepsini enseledi. O çok güçlüdür, azabı da şiddetlidir.

23. Andolsun, Musa’yı da ayetlerimizle ve apaçık bir kanıtla göndermiştik.

24. Firavun’a, Haman’a ve Karun’a göndermiştik de onlar şöyle demişlerdi: “Tam yalancı bir sihirbazdır bu.”

25. Musa, katımızdan hakkı onlara getirince, şöyle dediler: “Onunla beraber iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün, kadınları sağ bırakın.” Ama inkarcıların tuzağı hep boşa çıkmıştır.

26. Firavun dedi ki: “Bırakın, şu Musa’yı öldüreyim de Rabbine yalvarsın. Çünkü onun, dininizi değiştirmesinden yahut yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum.”

27. Musa dedi: “Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olana sığındım.”

28. Firavun hanedanından, imanını gizleyen bir adam şöyle konuştu: “Rabbim Allah’tır, dediği için adamı öldürüyor musunuz? Üstelik size, Rabbinizden açık-seçik deliller de getirdi. Eğer yalancıysa yalancılığı kendi aleyhinedir. Eğer doğru sözlü ise size vaat ettiklerinin bir kısmı başınıza gelir. Kuşkusuz, Allah, haddi aşan yalancıları doğruya ulaştırmaz.”

29. “Ey toplumum, bugün bu toprakta, birbirine destek veren insanlar olarak mülk ve yönetim sizin. Peki, karşımıza dikildiği zaman Allah’ın azabından bizi kim kurtaracak?” Firavun şöyle dedi: “Ben size kendi fikrimden başkasını göstermem. Ve ben, aydınlık / doğruluk yolundan başkasına da kılavuzlamam.”

30. İman etmiş olan adam dedi: “Ey toplumum, sizin üzerinize, diğer topluluklarınki gibi bir günün gelmesinden korkuyorum;

31. Nuh kavminin, Ad’ın, Semud’un ve onların ardından gelenlerin serüvenleri gibi. Allah, kulları için zulüm istemiyor.”

32. “Ey toplumum, sizin adınıza o bağrışıp-çağrışma gününden korkuyorum.”

33. “Bir gündür ki o, sırtınızı dönerek kaçmaya çalışırsınız fakat Allah’a karşı sizi koruyacak kimse olmaz. Allah’ın saptırdığının yol göstereni yoktur.”

34. Yemin olsun, daha önce Yusuf da size açık-seçik mesajlar getirmişti de onun size getirdikleri hakkında hep kuşku duymuştunuz. Daha sonra o ölünce de şöyle demiştiniz: “Allah ondan sonra bir daha asla resul göndermez.” Allah, sınır tanımaz kuşkucuları işte böyle saptırır.

35. Kendilerine gelmiş bir kanıt olmaksızın Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenlerin durumu, hem Allah katında hem de inananlar katında büyük bir öfke konusu olmuştur. Allah, tüm zorba, kibirli kalpler üzerine böyle mühür basıyor.

36. Firavun dedi ki: “Ey Haman, sebeplere ulaşabilmem için bana yüksek bir kule yap.”

37. “Göklerin sebeplerine ulaşırsam, Musa’nın tanrısına da ulaşırım. Ben onun yalancı biri olduğunu düşünüyorum.” Firavun’a, yaptığı işin kötülüğü bu şekilde süslü gösterildi de yoldan saptırıldı. Firavun’un tuzağı hep kayıptadır.

38. O iman eden kişi dedi ki: “Ey toplumum! Bana uyun, sizi doğru yola götüreyim.”

39. “Ey toplumum, şu iğreti dünya hayatı, geçici bir nimetlenmeden ibarettir. Ahiretse sürekli durulacak yurdun ta kendisidir.”

40. “Kötü bir iş yapan, sadece yaptığı kadarıyla cezalandırılır. Erkek ve kadından mümin olarak iyi bir iş yapana gelince, işte böyleleri cennete girerler ve orada hesapsız bir biçimde rızıklandırılırlar.”

41. “Ey toplumum! Sebep ne ki; ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.”

42. “Siz beni, Allah’a nankörlük etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyi O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Bense sizi o Aziz ve Gaffar olana davet ediyorum.”

43. “Sizin beni çağırdığınız şeye, ne dünyada ne de ahirette asla ve asla dua edilemez / onun dünyada ve ahirette çağrı hakkı yoktur. Dönüşümüz-varışımız Allah’adır. Aşırılığa sapanlarsa ateş halkının ta kendileridir.”

44. “Size söylemekte olduklarımı yakında hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Allah, kullarını iyice görmektedir.”

45. Allah, o adamı ötekilerin kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini de azabın en beteri kuşattı.

46. Sabah-akşam, ateşe arz olunurlar. Kıyamet koptuğu gün de şöyle denir: “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun.”

47. O vakit onlar ateş içinde çekişir dururlar. Horlanan takım, böbürlenen takıma şöyle der: “Biz sizin uydularınız olmuştuk. Şimdi şu ateşin bir kısmını olsun bizden uzak tutabilir misiniz?”

48. Böbürlenen takım şöyle konuşur: “Gerçek şu ki, hepimiz ateşin içindeyiz. Allah, kullar arasında hüküm vermiş.”

49. Ateştekiler cehennem bekçilerine şöyle der: “Rabbinize yakarın da azabı bizden bir gün olsun hafifletsin.”

50. Bekçiler derler ki: “Resulleriniz size açık-seçik mesajlar getirmezler miydi?” Derler ki: “Elbette getirirlerdi.” Bekçiler: “O halde yalvarın durun; inkarcıların yakarışları çıkmazda kalıp gitmiştir.” diye cevap verirler.

51. Şu bir gerçek ki, biz resullerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında hem de tanıkların ayağa kalkacakları gün mutlaka yardım edeceğiz.

52. O gün ileri sürdükleri özürler, zalimlere yarar sağlamayacaktır. Lanet var onlar için ve yurtların en kötüsü onların.

53. Andolsun ki, Musa’ya o hak kılavuzu verdik ve İsrailoğullarını Kitap’a mirasçı kıldık.

54. Akıl ve gönül sahipleri için bir yol gösterici, bir hatırlatıcıdır o.

55. Öyleyse sabret. Kuşkun olmasın ki, Allah’ın vaadi haktır. Günahın için af dile. Akşam ve sabah, Rabbini överek tespih et.

56. Kendilerine gelmiş hiçbir kanıt olmadan, Allah’ın ayetleri hakkında tartışıp duranlar var ya, onların göğüslerinde, asla ulaşamayacakları bir büyüklüğün kuruntusu vardır. Artık Allah’a sığın. O’dur Semi, O’dur Basir.

57. Göklerin ve yerin yaratılışı / yaratıkları, insanların yaratılışından / insanlar aleminden elbette daha büyüktür. Ne var ki insanların çokları bilmiyorlar.

58. Körle gören, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlarla kötülük üretenler bir olmaz. Ne kadar da az düşünüyorsunuz!

59. O saat elbette gelecektir; kuşku yok bunda. Fakat insanların çokları inanmazlar.

60. Rabbiniz buyurmuştur ki: Dua edin bana, cevap vereyim size. Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.

61. Allah, içinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi yarattı. Gündüzü de aydınlık kıldı. Şu bir gerçek ki, Allah, insanlara her halde lütufkar davranıyor fakat insanların çokları şükretmezler.

62. İşte o Allah’tır sizin Rabbiniz. Herşeyin yaratıcısıdır O. Tanrı yok O’ndan başka. Durum bu iken, nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?

63. Allah’ın ayetlerine kafa tutanlar, işte böyle döndürülürler.

64. Allah odur ki, yeryüzünü sizin için durulacak yer, göğü bir bina yaptı; sizi yaratıp donattı ve görünüşünüzü güzel yaptı, sizi temiz ve güzel nimetlerle rızıklandırdı. İşte bu Allah’tır sizin Rabbiniz. Alemlerin Rabbi olan Allah ne kadar yücedir!

65. Hayy O’dur. Tanrı yoktur O’ndan başka. Dini, kendisine özgüleyerek dua edin O’na. Hamd olsun alemlerin Rabbi’ne.

66. De ki: “Ben, Rabbimden bana açık-seçik ayetler gelince, sizin, Allah dışındaki yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım. Ben, alemlerin Rabbi’ne teslim olmakla emrolundum.”

67. O O’dur ki; sizi önce topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan yarattı. Sonra sizi bebek olarak annelerinizin karnından çıkarıyor, sonra güçlü çağınıza ulaşasınız ve nihayet ihtiyarlar olasınız diye sizi yaşatıyor. İçinizden bir kısmı daha önce vefat ettiriliyor. Tüm bunlar, belirlenen bir süreye ulaşasınız ve aklınızı işletesiniz diyedir.

68. O O’dur ki, hem hayat veriyor hem öldürüyor. Bir iş ve oluşa hükmedince, ona sadece “ol” der; o hemen oluverir.

69. Bakmadın mı Allah’ın ayetleri hakkında tartışanlara, nasıl döndürülüyorlar!

70. Kitap’ı ve resullerimiz aracılığıyla gönderdiğimizi yalanlayanlar hakkında bilecekler.

71. O zaman, boyunlarında bukağılar, zincirler, sürüklenecekler,

72. Kaynar suyun içine. Sonra da ateşte yakılacaklar.

73. Sonra onlara şöyle denecek: “Ortak koştuklarınız nerede?”

74. “Allah dışında taptıklarınız nerede?” Diyecekler ki: “Bizden uzaklaşıp kayboldular. Doğrusu biz, daha önce hiçbir şeye yakarmıyormuşuz.” Allah, inkar edenleri işte böyle saptırır.

75. Bütün bunlar, yeryüzünde haksız yere sevinç şımarıklığına düşmeniz, kasılıp kabarmanız yüzündendir.

76. Girin cehennemin kapılarından, sürekli kalacaksınız içeride. Kibirlenenlerin barınağı ne kötüymüş!

77. Sen sabret! Çünkü Allah’ın vaadi haktır. Onları tehdit ettiğimiz şeyin bir kısmını belki sana gösteririz, belki de seni vefat ettiririz. Sonunda onlar bize döndürülecekler.

78. Andolsun, biz senden önce de resuller gönderdik. Onların bir kısmının hayat ve hatırasını sana anlattık, bir kısmının hayat ve hatırasından sana bahsetmedik. Hiçbir resulün, Allah’ın izni olmaksızın herhangi bir mucize getirmesi söz konusu olamaz. Allah’ın emri geldiğinde, hakla hükmedilir ve gerçeği hükümsüz kılmaya çalışanlar orada hüsrana uğrarlar.

79. Bir kısmından binek edinesiniz, bir kısmından yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratan, O Allah’tır.

80. O hayvanlarda sizin için daha nice faydalar var. Onları binek yaparak, gönüllerinizdeki arzuya ulaşırsınız. Hem onlar üzerinde hem gemiler üzerinde taşınırsınız.

81. Allah size ayetlerini gösteriyor. Allah’ın ayetlerinden hangisini inkar ediyorsunuz?

82. Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonu nice olmuş diye bakmıyorlar mı? Öncekiler bunlardan sayıca daha çok, kuvvetçe daha zorlu ve yeryüzündeki eserler bakımından daha üstün idiler. Ama kazanmış oldukları şeyler, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.

83. Resullerimiz onlara açık-seçik mesajlar getirdiklerinde, onlar, yanlarındaki bilgiyle sevinip övündüler. Ve alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıverdi.

84. Hışmımızı gördüklerinde, “Allah’a yalnızca O’na inandık, O’na ortak koştuğumuz şeyleri inkar ettik.” dediler.

85. Ne var ki, şiddetimizi gördüklerinde, ettikleri iman kendilerine yarar sağlamadı. Allah’ın, kulları hakkında işleyip duran yolu-yasasıdır bu. İnkarcılar orada hüsrana uğradılar.